40 Yaş Üzeri
Kadınlarda Beslenme
|
Ülkemiz nüfusunun önemli bir bölümünü 40 yaş üstü
kadınlar oluşturuyor. Bu grup önemli sağlık riskleri ile de karşı karşıyadır.
Kadınlarımıza sağlıklı olmayı öğretebilirsek hem kendilerini hem de
ailelerini korumayı başarabiliriz.
Bu risklerin başında koroner kalp hastalıkları,
osteoporoz, obezite ve meme kanserinin yer aldığı bilinmektedir.
Yüksek tansiyon, hareketsiz yaşam tarzı, diyabet ve bilinçsiz
beslenme, 40 yaş üstü kadınlarda kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskini
artıran faktörlerin başında yer almaktadır.
Yeterli ve dengeli beslenmek çok zor mu? Tabii ki
hayır!!!
İlke olarak dört besin grubunda bulunan besinlerin
yeterli miktarda tüketilmesiyle sağlanır.
Bu besinler;
1- Süt grubunda yer alan süt, peynir ve yoğurt;
2- Et grubunda yer alan et, tavuk, yumurta ve kuru
baklagiller; 3- Sebze ve meyve grubu
4-Tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna,
pirinç, mısır ve tarhanadır.
Bu besinlerin önerilen tüketim miktarları kişiye
özgü olarak değişmekte, bireyin yaşı, cinsiyeti ve fiziksel aktivite durumu
bu oranları etkilemektedir.
Her yaş grubunda olduğu gibi sigara kullanımı önemli
sağlık sorunlarında alt yapıyı oluşturur. Sigara, öldürücü zararları
nedeniyle çok önemli bir halk sağlığı sorunudur.
20 yaşın üzerindeki tüm bayanlar ayda bir kez kendi
meme kontrollerini yapmalıdır. Meme kanseri bu yaş grubunun baş belasıdır. Bunun
için en ideal yöntem, kadınların "kendi kendilerine elle"
yapacakları muayenedir. Kadınlar kendi kendilerine elle yapacakları
kontrollerde, memelerinin dokusu ve yapısı konusunda fikir sahibi olacakları
için memelerinde oluşacak herhangi bir değişikliği hemen fark edeceklerdir.
Şişmanlığın kadınlarda görülme sıklığı gittikçe
artmaktadır. Sağlık üzerindeki etkileri ciddi boyutlara ulaşmıştır. Şişmanlık kan
basıncını ve kolesterolü yükseltmekte, kalp damar hastalıkları, felç, şeker hastalığı,
bazı kanser türleri, solunum yetersizlikleri ile kemik ve eklem
hastalıklarının ortaya çıkış hızını artırmaktadır.
Bu kadınlar için başlı başına büyük bir sorunu
işaret ediyor.
Beslenmemizde yağların önemi ve yeri çok fazladır.
Yağda eriyen vitaminlerin vücutta kullanılması için mutlak diyet yağına
gereksinme duyulur. Bu önemi nedeniyle ölçülü olunmalı ve doymamış yağlar
tercih edilmelidir. Tereyağı, diğer hayvansal yağlar ve margarinlerin çoğu
doymuş yağlardır ve kolesterol düzeyini artırırlar. Ay çiçek, soya, mısır özü
gibi bitkisel yağlar doymamış yağlardır ve kolesterol içermezler. Bu nedenle
yemeklerin doymamış yağlarla birlikte zeytinyağı ile pişirilmesi ve tüketimi,
sağlık açısından daha yararlıdır.
Beslenme de hedef dengeli olmaktır. Enerji ve besin
ögelerinin alınması mutlak bir denge göstermelidir. Örneğin günlük protein
ihtiyacı hayvansal ve bitkisel kaynaklı gıdalardan dengeli olarak
alınmalıdır.
Besinler yoluyla alınan kolesterole dikkat
edilmelidir. Kolesterol miktarı, kırmızı et, sakatat gibi hayvansal gıdalarda
yüksektir. Bu besinlerin tüketimi sınırlı ve bireyin gereksinimine göre
ayarlanmalıdır.
Posalı beslenme günümüzde çok önem kazanmıştır. Posanın kan kolesterolünü
düşürücü etkisini hepimiz biliyoruz.. Sebze ve meyveler posa, vitamin ve
mineral içeriği zengin olan besinlerdir. Bunun yanında kuru baklagiller,
yulaf, mercimek, mısır, buğday ve ekmek gibi posa yönünden zengin besinler
günlük beslenmede yer almalıdır. Bu grup besinler enerji alımını da
yönetirler. Şekerli içecek ve tatlı tüketimi azaltılmalı, şeker içeriği az
olan besinler tercih edilmelidir. Şekerler saf karbonhidrattır ve yoğun
enerji kaynağıdır. Bu besinlerin fazla miktarda tüketimi, vücut ağırlığının
artmasına ve besleyici değeri yüksek olan besinlerin tüketiminin de
azalmasına neden olur.
Tuz tüketimine dikkat edilmelidir. Tuz tüketimi ile
yüksek tansiyon arasında yakın bir ilişki vardır. Ayrıca fazla tuz tüketimi
idrarla kalsiyum atılmasını artırarak kemiklerden kalsiyum kaybına neden
olmaktadır. Tuz tüketimini azaltmak için;lezzetine bakılmadan yemeklere ilave
tuz eklenmemelidir. Tuz içeriği düşük besinler tüketilmelidir. Sebze ve
meyve tüketimi artırılmalıdır.
Vücut ağırlığı dengede tutulmalı, fiziksel aktivite
artırılmalıdır.
Vücut ağırlığının normalden az ya da çok olması
çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlar. Bu nedenle vücut ağırlığını normal
sınırlar içinde tutmak için yeterli ve dengeli beslenmeye özen
gösterilmelidir. Hareketli bir yaşam sürdürülmeye çalışılmalı; kısa
mesafelerde yürümek tercih edilmelidir. Herhangi bir sağlık problemi yok ise
asansör ve yürüyen merdivenleri kullanmamaya özen gösterilmeli, her gün en az
30 - 45 dakika yürüyüş yapılmalıdır.
|
Beslenme ve Diyet konusunda yasanan bilgi kirlenmesi beni cok rahatsiz ediyor. Bu konuda herkes bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmus gibi gorunuyor.
Sunday, December 1, 2013
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment