Friday, October 16, 2015

DÜNYA GIDA GÜNÜ

16 Ekim  Dünya Gıda Günü olarak kutlanır. Bu günleri kutlamak bile içimizi acıtan gerçekler nedeniyle dram haline geliyor.
Bu yıl Dünya Gıda Gününün teması "Sosyal Koruma ve Tarım" olarak belirlendi. Geçtiğimiz yıl Dünyada ve ülkemizde; kuraklık, sel, heyelan ve dolu gibi doğal afetler üretimi engelledi,  çiftçileri perişan etti.
Ekonomik güçleri kalmayan üreticiler tarım ve hayvancılık yerine başka seçenekler aramaya başladılar. Bu çöküş ülkemiz için son derece olumsuz tabloların ortaya çıkışını sağladı. Açlık  sınırında yaşıyan insan sayısı resmi kayıtlara yansımasa bile çok arttı. Ya da karın doyurmak olarak yapılan yetersiz beslenme gizli açlıklar ve beslenme yetersizliklerini gündeme geldi.

Dünyada bir yandan aşırı beslenme ve obezite sonucu yaşanan hastalıklarla mücadele edilirken, diğer yanda 10 milyondan fazla çocuğun yetersiz beslenme sonucu 5 yaşına ulaşamadan ölmesinin  açıklaması ancak yanlış politikalarla açıklanabilir. Dengesiz gelir dağılımı kötü beslenmeyi besleyen en önemli kaynaktır.olabilir.
Türkiye gibi tarım ve hayvancılığı iyi olan bir ülkede bu yapıyı kaybetmek nasıl açıklanabilir? Bu değişim şehirlere olan göçü artırıp kırsal kesimlerin terk edilmesine neden oldu. Üretim olmaması gıda fiyatlarındaki artışı hergün tetikliyor. Bu süreç durdurulamazsa ülkemizde ve Dünyadaki aç insanların sayısı daha da artacaktır.
İnsanların temel hakkı olan Gıda güvencesini sağlamak her geçen gün daha da zorlaşacaktır. Tüm dünyada insanların yaşamak, fiziksel ve mental gelişimlerini sağlamak için yeterli gıdaya ulaşmaları ve bu gıdaların sağlık yönünden güvenli olması, temel haklarıdır.  Savaşların, sömürgeleştirmenin ve açlığın neden olduğu yetersiz ve dengesiz beslenmelerin oluşturduğu ölümler, mental ve fiziksel bozukluklar ulusal ve uluslararası düzeyde trajik boyutlara ulaşmıştır.

Adil olmayan bir coğrafyada yaşamaktayız. Dünya kaynaklarını doyumsuz bir şekilde tüketen belli gruplar aşırı beslenmeden dolayı sağlık problemleriyle uğraşırken, açlığın ve yetersiz beslenmenin pençesinde kıvranan 1 milyar insan açlıktan ölmek veya yetersiz ve temiz suya ulaşamamaktan dolayı ölüm tehdidi altında yaşamaktadırlar.
Yoksulluğa bağlı olarak insanlar yeterli gıdayı üretememekte veya satın alamamaktadırlar. Yaşanan doğal afetler, mali krizler, savaşlar ve politik sorunlar nedeniyle artan gıda fiyatları da bu duruma olumsuz etkilemektedir.
Dünyada yaşanan küresel krizler ülkemizde yıllardan beri var olan yetersiz ve dengesiz beslenme sorununu daha da artırmıştır. Ülkemiz nüfusunun yarısının yoksulluk sınırı altında, 1 milyondan fazla yurttaşımızın da açlık sınırı altında yaşadığı göz önüne alınırsa, açlık ve yetersiz beslenmeyi ulus olarak ne kadar derinden yaşadığımız ortaya çıkacaktır. Bir toplumun gelişmişlik seviyesi bireylerin tükettiği hayvansal gıdaların miktarı ile doğru orantılıdır. Ülkemizde tüketilen et, balık, süt, yumurta gibi değerli protein kaynakları miktarının gelişmiş ülke verileri ile karşılaştırıldığında çok geride olduğu görülecektir.
Ülkemiz geniş coğrafyası, iklim özellikleri ve üç tarafındaki denizleri ile hayvansal üretim açısından önemli bir potansiyele sahip olmasına karşın yanlış tercihle uygulanan tarım politikaları hayvansal üretimi engellemiştir. Kesilmiş hayvan etleri ithal etmenin mantığıbunu çözmeye yetmeyecektir. Bizim insanımız dengeli beslenme için gerekli düzeyde hayvansal proteine ulaşamamaktadır.  Dünyada yaşanan büyük açlık tehlikesine karşın ülke potansiyelinin değerlendirilerek hayvansal üretimin arttırılmaması akıl tutulmasıdır. Hayvansal protein açığının ithalat yolu ile karşılanması ise, ileride çok daha büyük açlık sorunlarını getireceği görmezden gelinemez.